METAFOR NEDİR ? Metafor: bir şeyi başka şey ile benzetmeye, kıyaslamaya, anlatmaya yarayan mecazlardır. Milton erikson'a hastalarını nasıl olup ta iyi edebildiğini sorduklarında aşağıdaki metaforu anlatır.

Bir gün bir çiftlikte bir çocuk başıboş dolaşan bir at bulur. Koşarak babasının yanına gelir ve atı anlatır. Adam ve çocuk ata binerek onu sahibine götürmeye karar verir. uzun bir yolculuktan sonra bir çiftliğe gelirler. Atı sahibine teslim ederler. Atın sahibi onu nereden bulduklarını sorduğunda geldikleri mesafenin çok uzun olduğunu anlar. Nasıl getirdiğini sorduğunda ise adam: At nereye gideceğini çok iyi biliyordu, benim yaptığım tek şey at yem yemek için yoldan çıktığında yemi yedikten sonra bir sopa ile onu yola çıkartmak oldu ve kendimizi burada bulduk... Dikkat edilirse mecaz ifadelerle bir hikaye anlatarak durumu çok güzel ifade etmiş ERİKSON. Metaforlar çok açık olmak zorunda değillerdir. Bazen çözülmesi günlerce sürebilir.
Bir şeyin anlatılması yerine yaşanmasını iddia eden bir kişinin anlattığı metafora bir bakalım
Bir gün Napolyon düşman askerlerinden kaçarken, bir bakkal dükkânına girmiş. Bakkala hemen kendisini saklamasını emretmiş. Bakkal da Napolyon'u müsait bir yere saklayıp, biraz sonra gelen düşmanları da 'Az evvel biri koşarak şu tarafa kaçtı.' diye savuşturmuş. Nihayet biraz sonra Napolyon'un muhafızları yetişmişler. Bakkal ömründe bir daha karşılaşamayacağı Napolyon'a sormuş: 'Efendim, af buyurun ama merak ettim, ölümle bu denli burun buruna gelmek nasıl bir duygu?' Napolyon birden öfkelenmiş. 'Sen kim oluyorsun da benimle böyle dalga geçercesine konuşabiliyorsun?' diye bağırmış. Hemen askerlerine, adamcağızı kurşuna dizmelerini emretmiş. Askerler bakkalın gözünü bağlayıp, karşısına dizilmişler. Mermiler namlulara sürülmüş, artık 'ateş' emri verilecek... Adamcağız içinden 'Ah, ne yaptın sen? Şimdi ölüp gideceksin diye düşünürken, arkadan bir çift el uzanmış, gözündeki bağı açmış. Karşısında Napolyon varmış. Tek cümleyle cevaplamış Napolyon: 'İşte böyle bir duygu!' Yaşayarak öğrenmek, bedeli en yüksek öğrenme biçimidir.

Hayatınızı nasıl tanımlarsınız.. sizce hayat bir savaş mıdır, yoksa bir dans mı? Hayat bir oyun mudur yoksa? Hayatı savaş gibi düşünenler her şeyle sürekli savaş halindedirler ve bir gün savaşmaktan yorgun düşerler oysa hayatını dansa benzeten insanlar hayatın ritmine uyum sağlarlar onu bir oyun gibi görüp kendilerini çok kasmazlar yaşamaktan zevk alırlar
Metaforlar bazen fıkra olarak karşımıza çıkar Bir gün Hoca sallana sallana yolda yürürken, biri arkadan ensesine kuvvetli bir tokat atar. Hoca neredeyse yere düşecek. Hoca hiddetle,-Ne cüretle vuruyorsun!Genç adam, biraz ukala bir tavırla, kısaca özur diler. Küçük bir hata yaptığını, Hoca’yı bir arkadaşına benzettiğini söyler. Ayrıca, Hoca’nın küçük bir tepeyi dağ haline getirdiğini belirtir.Bunun üzerine, Hoca’yı mahkemeye gitmekten başka hiçbir şey tatmin etmez. Hoca ısrarlıdır ve genç adamın kabul etmekten başka çaresi yoktur. Kadıya giderler. Kadı her iki tarafı da dinler. Ancak kadı genç adamın arkadaşı olduğundan, onu müşkül durumdan kurtarmanın çaresine bakarken, Hoca’yı da yumuşatmaya çalışır. -Hoca, hislerini anlıyorum. Herkes ayni şeyleri hissederdi bu durumda. Simdi ne dersin, bu genç adam kendine bir tokat atsa kabul eder misin?Hoca bununla tatmin olmaz, ısrar eder mahkeme yapılsın der. Bunun üzerine kadı, genç adama 5 kuruş ceza verir ve gidip getirmesini söyleyip kürsüden iner. Hoca, genç adamın dönmesini bekler. Bir saat geçer, iki saat geçer fakat genç adamdan ses seda yoktur. Mahkeme kapısının kapanmasına az kalmışken, Hoca kadının, en meşgul bir anında ensesine okkalı bir tokat atar ve ekler, -Kusura bakma kadı efendi, daha fazla bekleyemeyecegim. Gelirse söyle ona, 5 kurusu senden alsın !.

Metafor Nedir ? Cevabı Ve Bikaç Güzel Hikaye ;)